Gevende – Nem

Nisan 23, 2007

İlk tınıları 2000 yılına dayanan, eskişehirli bir “psychedelic progressive jazz” grubu Gevende. İlk albümleri olan “EV” 2006 sonlarına doğru piyasaya çıkmıştı. Öncesindeki onlarca festival ve yarışmada gösterilen başarılı sonuçlar ise cabası.

Gevende ile benim tanışmam ise, bir istiklal caddesi yürüyüşünde gerçekleşiyor.

Sıcak bir kış günü, Tünel Galatasaray’a hasret kalmış, kavuşturmak bana düşmüşken, zihnimde bir kahve umudu, Ada müziğin önündeyim. Sıcağa inat bir damla nem düşüyor kulağıma.. Gevende’den Nem kapıyorum..

Neyse Nem’i uzun süredir keyifle dinlerken ben, dün yukarıdaki videoya rastladım. İtiraf etmeliyim, ben Nem’i hep eğlenerek dinlemiştim, bu hüznü yaşatacağını hiç tahmin etmiyordum. Gevende’ye Teşekkür ederim…

Not : 26 Nisan’da Peyote‘de sahne alcaklarını duydum. Gitmek izlemek gerek. Ben orada olurum, kimbilir karşılaşırz belki de..

http://www.myspace.com/gevende

Öylesine bir gecenin, sabaha köprü kurmuş bir yarısında, öylesine rastladığım bir blog sayfasında karşıma çıktı “Naci en Alamo”. Karşılaşmalara aşık biriyim zaten, karşılaşınca aşık oluyorum istemeden. Bu şarkı da böyle birşeydi… ilk görüşte aşk gibi… belki yeni bir acı… belki bir ümitle yola çıkmak, sonunu görmeden yol almak gibiydi. Belli ki; Geride bırakılan acılar çok tazeydi..

ve bir suser’ın dediği gibi, “17 yaşında bir ispanyol çingenesi acıyı genlerinde taşıyabilirmiş”.

ayrıca bkz.
http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=naci+en+alamo
http://www.imdb.com/title/tt0211718/

Less; İzmir orjinli bir punk grubu, 1996 – 2001 arasında birçok şarkıyla ,işlek kulakları ışıldatmışlar.. derken, her grubun başına gelebileceği gibi dağılmışlar ve 2005 yılında yeniden bir araya gelmişler. Benim kendileriyle tanışma hikayem ise bir bigumigu haberine dayanıyor.. Emrah Ablak‘ın, Less diye bir gruba klip yaptığını ilk okuduğumda; açıkçası Less’in kim olduğundan çok, Emrah’ın klipte kullandığı karakterleri merak ediyordum.. Fakat “Alkolik Kuşlar” bu merakımın yönünü 30 saniye içinde değiştirmeyi başarmıştı.

Neyse, aslında bu şarkı üzerinde çok fazla entellektüel cümleler kurmaya pekte gerek yok.. Gençliğiniz elinizden gitmeden önce mutlaka dinleyin ve izleyin derim..

Less : http://www.myspace.com/lesstr

Az önce bilgisayarımın başına geçtiğimde, yoğun bir cumartesi’yi atlatmış ve mutlu bir pazara yelken açmış bir adam olarak hissediyordum kendimi. Geçmişi, geleceği, acıyı, tatlıyı, hüznü, mutluluğu ve umudu bir arada yaşadığım bir anda, itunes’un arama kutusuna “feeling good” yazma ihtiyacı duydum. Ne kadar “Feeling Good” varsa elimde dinlemek istiyorum dedim.. Ve sanırım uzun zamandır düşmemiş olan jetonum, şimdi düştü..  Playlist’imde 5 farklı Feeling Good vardı ve hepsi için Feeling Good bambaşkaydı.. Nina Simone’un müthiş yorumuna saygım sonsuz, ama farkettiğim üzere Michael Buble cover’ını daha bir seviyorum bu şarkının.. Daha bir “ben” var içinde..

Elbette herkesin bir Feeling Good‘u var,  peki acaba sizinki hangisi.. ?